Elazığ'daki depremde, 51 kişi öldü, 50'den fazla yaralı var. Başımız sağ olsun...

09 Mart 2010 Salı

Merak Ettim De... #4

Eğer "Kürtler dağda yürürken kart kurt ses çıkaran dağ Türkleri" ise, ve "Ermeni Soykırımı'nı aslında Kürtler yaptı" ise; bu durumda soykırımı biz yapmış olmuyor muyuz?

08 Mart 2010 Pazartesi

Tüm bayanlar kadar taş...

"Tüm bayanların kadınlar gününü kutlarım!". Bu embesil ifade, geçen sene Show TV'nin bilmemnesi tarafından kullanılmış ve sol alt tarafa doğru konumlanan "televizyonda bi' gün" isimli köşemizde yer almıştı, hala da almakta. Geçen sene yalnızca bir defa duymuştum, bu sene talihsizliğim ikiye katlandı ve iki defa maruz kaldım bu ifadeye.  Seneye bu talihsizliğimin yine ikiye katlanıp, üstüne bir de "bağyan"a doğru evrilmesinden öylesine korkuyorum ki...

Tanıklıklarımın birincisi THY'nin dergisi Skylife'ın başyazısında, THY'nin başı adam, Temel Kotil tarafından -en azından teorik olarak- yazılmış olan yazıda geçiyordu. Yazının sonuna doğru bütün nezaketiyle "tüm bayanların kadınlar gününü kutlarım." diyordu Kotil.

İkincisine de bugün televizyonda maruz kaldım. Yorucu bir yolculuk sonrası evde dinlenerek geçirdiğim bu günde, tabii ki zap yaparken -yoksa asla izlemem öyle pis şeyler- Esra Erol'a denk geldim. Orada çene çalan birisi diyordu "bu arada bütün bayanların kadınlar gününü kutlarım" diye. Nezaket oskarını kendisine verdim.

Bu konuyu daha önce en az 80 defa yazdım, yazdık. Ha burada, ha orada, şurada... Bu "aptalca nezaket", gerçekten beni deli ediyor. Aynı argümanları tekrar tekrar yazmayı gereksiz bulduğum için hiç girişmiyorum. Ama şunu söyleyip susayım, bunu diyenler bunları da dedi;

"Tüm lavaboların tuvaletler gününü kutlarım!"
"Tüm salatalıkların hıyarlar gününü kutlarım!"
"Tüm x'lerin y'ler gününü kutlarım!"

Gördüğünüz üzere x, y'ye eşit değil. Dolayısıyla çok basit bir ifadeyle, ya kadınların kadınlar gününü kutlamak; ya da bayanların bayanlar gününü kutlamak lazım. Yoksa söylenen şey "Tüm annelerin babalar gününü kutlarım"dan çok farklı değil. Anlamamakta ısrarcı olacak olanlar için bir hatırlatma yapayım, omurilik soğanınızın orada bulunan ironi düğmesini açık konuma getirerek tekrar okuyun.

Bayandan, sorunlu -gri maddesi az kullanılmış, henüz 20 km'de- devlet bayanı

Bu esnada "Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı" sıfatını, hem günün anlam ve önemine uydurmak, hem de son yediği naneden ötürü takdir etmek için "Bayan ve Beyinden Sorunlu Devlet Bakanı" olarak değiştirilmesini talep ediyorum. Kabul edenler? Etmeyenler? Oybirliğiyle kabul edilmiştir.

Konuya dair, kadınların kaleminden güzel bir yazı okumak isteyenler şöyle buyursun. Yazının bulunduğu www.bayandegilkadin.com adresinin, konuyla ilgilenenler için güzel bir kaynak olduğunu ifade eder, tüm İşkembe okurlarını selamlarım.

Batıyor Kardeşim #6 - Kara Gün Popülizmi

Etnisite mi, din mi, nedir bu dangalaklığın kaynağı bilemeyeceğim; ama ne zaman üzücü bir haber çıksa bu tipler oturdukları yerden ayağa fırlayıp sağa sola giydirmeye başlıyorlar. Üzücü br haber derken açalım biraz: Ülkeyi genel olarak üzmesi beklenen, ideoloji tanımayacak olaylar, efendim doğal afet, ünlü ölümü, çatışma falan.

Bunun en son örneğini dün yaşadık, oradan ne kadar sinir olduğumu hatırladım. Elazığ'da deprem oldu biliyorsunuz. Deprem olur olmaz, Ekşi Sözlük'te Oscar töreni ve Ntv başlıklarına dangalak doluşmaya başladı: "Deprem oldu, nasıl yayını kesip canlı bağlantıya geçmezsiniz!" "Elin Oscar'ı depremden daha mı önemli?" diye çemkiriyorlar. Hadi onunla kalsa gene iyi, bir de "Yahu deprem oldu siz hala Oscar derdindesiniz!" diye yazanlara da çıkışanlar var. Ne yapacaktık birader? Oturup ağlayıp, sadece deprem sayfasına mı yazı yazacaktık? Bölgeye gidip temaslarda mı bulunacaktık? AKUT'a mı katılacaktık işi gücü bırakıp, nedir derdin?

Hadi bu gene "ani" bir olaya verilen sıcak tepki, anlayış gösterelim diyelim. Bunu bir de genele vuranlar var. Mesela "Lost" başlığına "Askerler şehit düşüyor, ekonomi kötü; sizin tek derdiniz Lost!" diye dalanlar vardı. Bu zihinsizin dünyasında sadece acı ile yoğrulan Müslüm Gürses falan var; işi gücü bırakıp sadece "Ah ne kadar kötü durumdayız, vilivilivilvilvivlivi" diye ağıtlar yakmamız lazım.

Bu popülizmi genelde ahlak polisliği şeklinde icra ettikleri için, her türlü habere çemkirebiliyor insanlar. Mesela Radikal'de bir haber var, Yunanistan'da bir şarkıcının porno CD'sine 4 milyon Avro harcanmış. İronik bir durum, özellikle Yunanistan hükümeti Goldman Sachs ile el ele porno çekerken. Peki bizim işgüzarımızın yorumu ne? "AKŞAMA YUNANİSTANDA ŞÖYLE BİR HABER...yunanlıların 4 günde porno ya yatırdığı para türklere dert oldu.......yapılan incelemelere göre debrem haberleri dahil ilk en çok okunan 3 haber listesine giren bu durum türkleri neden bu kadar ilgilendirdiğini her kez gibi AB de...dünyada merak edecek...... ülkenin bu kadar sorunları varken....ilgilenecek, okunacak okadar problemlerimiz varken üzülerek söyleyeyim aklı önünde olmayı bırakmak lazım..." Birader sen ne arıyorsun bu haberde o zaman? Kanın mı debreşti? "Ülkenin bu kadar sorunları"nı haber yapmıyor mu Radikal, manşete bu haberi mi koymuş? IQ kaç IQ?

İşin en acısı, bu tür çıkışları yapan insanların, hakikaten hissederek, rahatsız olarak yapmaları değil bu işi, sadece popülerlik adına, ilgi çekmek adına yapmaları. Samimiyetsiz, rezil, iğrenç bir popülizm. Hani "Ramazan ayında yemek haberi mi basılır lan?" diye kızsa daha samimi bulacağım yani, en azından içten bir rahatsızlık var orada.

Her üzücü olaydan sonra çemkirecek yer arayan, 40 gün mevlüt okutsak "41. gün hani?" diye yırtınacak olan, hayatının amacını "deprem olsa da eğlenenlere giydirsem" tarzi bir sinisizme adayan bu dangalaklar bana batıyor kardeşim!

Dünya Kadınlar Günü

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı'nın şöyle bir portre çizdiği bir ülkede, bu günü kutlamanın anlamı var mıdır?

Ey feminizmi "Çocuk da yaparım kariyer de" zihniyetinde yaşayan Beyaz Türkler, ey saça röfle yaptırıp STK kurmayı feminizm sanan kadınlar, ey benden daha ataerkil söylem benimsemiş, örf adet delileri! Eserinizle övününüz.

Oscar Töreni Canlı Anlatım

Efendim merhabalar,

Madem ki Oscar törenlerini izliyoruz, o zaman hakkında ahkam da kesebiliriz. Şu ana kadar oldukça beklendiği gibi geçen bir tören oldu; bir müzik parçasıyla açıldı, konuklara çok beklenen espriler yapıldı, Christoph Waltz En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü alırken, En İyi Animasyon bir Pixar klasiği şeklinde Up'a, En İyi Şarkı ödülü de hakkında crazy olunan Crazy Heart'a gitti.

21.07 - Robert Downey Jr. ve Tina Fey belki de gecenin en ilginç sunumunu yapmaktalar şu anda. Severim zaten kendilerini. En iyi Özgün Senaryo Ödülü: Inglorious Bastards gönlümüzün adayı.

21.14 - En son The Breakfast Club'da gördüğüm (ben doğduğumda çekilmiş film) Molly Ringwald'u birden karşımda görünce, daha doğrusu kim olduğunu idrak edince dumur oldum, evet. Hayat...

21.17 - Macaulay Culkin "John bana hiç 9 yaşındayım gibi davranmadı" derken hala daha 9 yaşında gibi duruyor. Bu adamın gizemi Richard Alpert'tan daha fazla...

21.26 - Hiçbir zaman fikrimin olmadığı En İyi Kısa Animasyon kategorisinde ilk defa "Haa bu alır lan" dedim o kadar reklam logosu görünce. Yaşasın tüketim toplumu! Oha, herif Fransızmış. Şimdi Kısa Belgesel: GM alır herhalde, orta sınıf falan..

21.30 - 100 metreden (koşu itibariyle) eşcinsel bir yönetmen belgeseli aldı, eleman tam konuşacakken yandan kızıl saçlı bir teyze girip konuşmaya başladı. Taylor Swift - Kanye West olayının rövanşıdır bu.

21.35 - En İyi Makyaj dalında Star Trek'e karşı yarışan filmlere tüm içtenliğimle acıyorum. Ve sanırım ilk defa Ben Stiller'a güldüm.

21.40 - Az önce Cottonelle'in çok hoş tuvalet kağıdı reklamını izledim. Hedef kitleyi çok uygun seçmişler.

21.43 - En İyi Uyarlama Senaryo'ya oy verirken orijinal senaryoyu okuyorlar mıdır acaba? En iyi uyarlama olduğuna nasıl karar verirsin ki aksi takdirde?

21.47 - Steve Martin'den ilk güzel espri: (berbat bir konuşmadan sonra) O konuşmayı ben yazdım onun için.

21.55 - Robin Williams bir kere de bel altı espri yapmasın kardeşim. Bu arada Mo'nique "Akademiye teşekkür ederim, ödüllerin politika değil de performans için verildiğini gösterdiğiniz için" dedi. E abla kendini övdün mü şimdi yani?

22.02 - Sigourney Weaver kendi filmine ödül verdi. Şike var! Sherlock alsın istedim ben nedense ama olmadı...

22.07 - Bu akşamdan sonra hala daha "Jon Stewart kötü sundu Oscar'ları, bu iş böyle olmaz, daha popüler espriler olmalı" diyecek olanları okul çıkışına bekliyorum.

22.19 - Korku filmi izlemeyi özlemişim yahu. Bir de galiba The Hurt Locker'a En İyi Film vermeyecekler, teselli ikramiyesi yolluyorlar... Nasıl bir amca yahu o En İyi Ses Efekti Ödülü'nü alan??

22.22 - Transformers'a ödül verselerdi çocuğumu keserdim.

22.24 - Ödül al, ama ismini okumasınlar, yazık yahu acıdım Sci-Tech elemanlara...

22.30 - Sandra Bullock eğer Lord of the Rings'in devamı çekilirse, kulak itibariyle Elf kraliçe adayımdır.

22.33 - Demi Moore ile Sandra Bullock "pişti" mi oldu şimdi?

22.36 - Her sene iple çektiğim bölüm geldi ve geçti. "Aaa bu da mı öldü?" "Aaaa, o ne zaman gitti yahu?" falan deyip duruyorum yaşlı teyze modunda.

22.41 - Sherlock Holmes'e bir ödül lütfen, aslında Up da alabilir duyduğumda gene içim hoş olduğuna göre...

22.51 - Jason Bateman'ın sesi çok farklı gelmedi mi?

23.10 - Pedro Almodovar'ın isminin öyle okunmadığına eminim. Ayrıca İspanyolca filmin ismini niye Almodovar yerine Tarantino'ya okutursun ki birader, Amerikanlar daha iyi anlasınlar diye mi?

23.13 - En İyi Yabancı Film Ödülü'nü alan adamın "Na'vi'yi yabancı dil olarak görmediğiniz için teşekkür ederim." esprisi güme gitti, güzeldi yahu.

23.28 - Büyük ödüllerde hala sürpriz yok, En İyi Aktör Jeff Bridges.

23.40 - Oprah Oscar'a da çıktı, hadi bakalım.

23.44 - Artık Sandra Bullock'un oynadığı dandik filmlerin fragmanlarında "Academy Award Winning Actress" ibaresi göreceğiz, geçmiş olsun.

23.50 - Evet, Bigelow ile ilk yarı-sürpriz gerçekleşti. James Cameron'ın 12 yıllık emeğine yazık oldu yahu.

23.54 - Hurt Locker geceye damgasını vururken, James Cameron'ın Avatar'ın devamında senaryo adına daha iyi şeyler yapması gerektiği kesinleşti. Bir de demek ki Akademi üyelerine "Benim filmime oy verin." diye e-mail atmak kurallar dahilindeymiş, Cameron ne kadar küfretse yeridir.

Son zamanlarda izlediğim en dandik Oscar töreni (yazarların grevde olduğu zaman aceleye getirilmiş olan bile daha iyiydi) de burada son bulmuş oluyor böylece.

05 Mart 2010 Cuma

Türkiye Tipi Lobicilik

"AKP İsmailağa cemaatini korumak zorundadır. Çünkü ondan oy aldı. Kimse riyakarlık yapmasın." - İsmailağa Cemaati'nin sözcüsü Saadettin Ustaosmanoğlu (link)

04 Mart 2010 Perşembe

Ahmet Alttan


Bana da batan minik bir şey var da bir süredir... Taraf'ın web sayfasını her açtığımda Ahmet Altan'ın çaktırmadan osurmaya çalışırmış gibi yampirik oturduğu fotosunu görmekten bıktım. Olay çok hoş, mesaj-yazı harika da kaldırın artık ana sayfadan fotoyu falan ya... O ne öyle?...

Merak Ettim De... #3

Birkaç sene öncesine kadar mensuplarını açıkça "irticai faaliyetler" sebebiyle atan bir kurumun, İrticayla Mücadele Eylem Planı hazırlaması çok mu inanılmaz bir durumdur?

03 Mart 2010 Çarşamba

Merak Ettim De... #2

Bir yabancı sosyalbilimci Türk tezlerini savunurken "İşte bak, doğruyu söylüyor adam" olurken, neden bir Türk tarihçi Türkiye'yi eleştirirken "satılmış aydın" olur? Bizim yabancı sosyalbilimci satın alacak paramız yok mudur?

02 Mart 2010 Salı

Komplo Teorisi Okuma Rehberi

Zamanında yazmıştım ekşisözlük'e, son zamanlarda gene ayyuka çıkan komploculuk üzerine aklıma geldi, buraya taşıyayım dedim. Daha çok 11 Eylül ile ilgili hazırlanmış "Loose Change" saçmalığını eleştiren bir yazıydı, üslubu o açıdan değerlendirebilirsiniz:

1. Gazete Haberleri: Unutulmamalı ki, Türkiye'de olduğu gibi dünyanın her yerinde tabloid, kalitesiz, sansasyonel haber yapmayı ilke edinmiş gazeteler vardır. Nasıl ki ciddi bir iddia ortaya atılırken, balonluğu alenen anlaşılmış Star, Akşam, Posta gazeteleri referans olamazsa, aynı şekilde, LA Daily, Metro vb. yayın organlarına da o gözle bakmak gerekir.

2. İlgili Link'ler: Çoğu komploist sitede bir iddia ortaya atılmasına karşın, ilgili link konulmamakta, Fatih Altaylı ve Emin Çölaşan tarzı "bir yerden duydum"cu habercilik yapılmaktadır. İddialara "Vay anasını!" demeden önce, "bu bilgi nereden elde edinilmiş?" diye sormak lazımdır. Ayrıca, "bir haber bir gazetede, dergide çıktı ahanda linki" şeklindeki linklere de tıklanılmalıdır. Nitekim ölü olan linklerin sayısı oldukça fazladır, haberin olduğu iddia edildiği sayıda hafif bir Google aramasıyla öyle bir haberin olmadığına vs. rastlamışımdır.

3. Quotes Taken Out of Context: Bu özellikle en çok uygulanan yöntemdir. Bir siyasetçinin, görgü tanığının, bilim adamının konuşma metninin içinden yanlış anlaşılabilir, manipüle edilebilir bir kısmı alıp, istenilen doğrultuda kullanmak sreutiyle yapılır. İronik olarak söylenmiş bir sözü metninden çıkarırsanız ciddi söylenmiş gibi olur, başka bir olayla ilgili söylenmiş bir sözü alıp incelediğiniz olayla ilgili söylenmiş gibi kullanabilirsiniz vb.

Örnek:

A kişisi: Abi sen de Ergenekoncuymuşsun diyorlar?
B kişisi: Değil mi zaten o mühimmatı ben gömdüm oraya.

Bu konuşmadan yola çıkarak "İşte B kişisi, x tariinde mühimmatı gömdüğünü itiraf etmişti" diye bir tez yazabilirsiniz.

4. İlgili Belgenin Karşı Tezini Aramak: Google'a girip "... rebuttal" yazmak ya da "anti-..", "counter-..." şeklinde aramalar yapmak çok faydalıdır. Böylece, iddianın havada kalıp kalmadığını öğrenebilir, fakat çürütme tezi havadaysa, "eyvah, gerçek gerçekten bildiğimiz gibi değilmiş" diyebilirsiniz.

5. Video Görüntüleri ve Resimler: Özellikle piksel piksel olmuş görüntülerle fark ettirmeden oynamak çok kolaydır, bu yüzden hem resmi, hem de komploist söylemlere bakarken çok dikkatli olmak gerekir. Tabii ki fotoşop uzmanı olun demiyorum, ama en azından o konu ile ilgili yayınlanmış başka görüntülere de bakabilirsiniz.

Örnek: İran'ın füze dangalaklığı.

Bir de psikolojik olgu: İnsan, kendisini daha çok korkutan söyleme daha kolay kanmaya meyillidir, bu nedenle komplo teorileri, duyguları hitap edip, insanları kolayca etki altına almak hedefine rahatlıkla ulaşır.